uretimhane-logo

Öğrenmeyi, düşünmeyi, üretmeyi, paylaşmayı seven insanların evi.

Katip Mustafa Çelebi Mah.
Küçük Parmakkapı Sk. No:15/4
34433 Beyoğlu/İstanbul
bilgi@uretimhane.com.tr
+90 212 232 87 49

Protesto, Sanat ve Performans - Derya Güçdemir

Protesto, Sanat ve Performans

Protesto sırasında piyano çalan bir piyanist, dans eden bir balerin, duvara yazılan bir şiir, çirkin bir binayı güzelleştiren grafiti, duran bir adam ve bedensel performanslar… İnsanlar protesto ederken neden sanat üretir? Sanat deyince aklımıza ilk olarak belirli bir alanın içerisinde, belki sanat galerisinde ya da bir müzede gördüğümüz eserler geliyor olabilir fakat Kacey Wong’un da söylediği gibi “güzel resimler anlamında sanat sadece dekorasyondur ve eğer kendi gerçekliğimizi anlatamıyorsak, sanat nedir? Eğer kendi mevzunda özgür değilsen, sanat ne ifade eder”?[1] Biber gazı, kargaşa, bağıran insanlar, polis sesleri ve ıslık sesleri arasında, aslında tam da bir kaosun ortasında, sanatsal üretimlerde bulunurken neyi iletmek istiyoruz ya da nasıl bir iletişim kurmak istiyoruz?

Bu sorunun cevabını düzensiz, sabırsız ve kaotik bir şekilde verebildiğimi fark ediyorum. Aklımda anlatı bir düzene oturmuyor ve birbirine bağlanmıyor. Aslında bu biraz sanırım protestonun doğasına da benziyor, bekleyemeyen ve ertelenemeyen[2]. Düşüncelerimin de düzene girmesini bekleyemiyorum ve akmasına izin veriyorum. Sanat, mizah ve estetik insanları bir araya getiren unsurlar, bulundukları ortam mesajın kendisi ve protesto sırasında sanatsal üretim insanlar için özgürlüğün simgesi haline geliyor[3]. Bir meydana piyanosunu getirip çalan bir sanatçı görüyoruz çünkü Wong’un da dediği gibi sanat üreten kişi sanatçı kimliğini kendisinden ayıramaz ve onu bir köşeye atıp protestoya sadece bir vatandaş olarak katılamaz[4]. Demek istediği protesto sırasında ayrı varoluşların olamayacağı. Bu sadece sanatçı için değil, protestoya katılan herkes için geçerli. Taksim’in etrafında koşan adam, meydanda müzik yapan bir insan, şiir okuyan birisi; herkes aslında kendisini kendisi yapan özellikleriyle var oluyor… Ortaya çıkan tüm bu yaratıcılığın kontrol ve özgür alan ile de ilgili olduğunu düşünüyorum. Alanın üzerindeki kontrol ve özgürlük ile ilgili olarak Wong der ki; mekandan kontrolün kalkmasıyla beraber, insanlar bir anda alana sahip olur ve sonrasında ise insanlar bu alanla ne yapabileceklerini düşünmeye başlarlar[5]. Tanıklık ettiğim sosyal hareketlere baktığımda, orantısız mizah, grafitiler, şiirler, şakalar, sessizlikler, çanaklar çömlekler, renkli şemsiyeler, protesto etmek için yenilen meyveler, meydana bırakılan oyuncak legolar gibi çeşitli yaratıcı ve estetik performanslar görüyorum. Sanki herkes bu anı bekliyormuş gibi, sanki bu alan daha önce hiç olmamış gibi insanlar o alanın içinde üretme isteğiyle doluyor. Kontrolün kalkmasıyla birlikte, herkes o alanla ne yapabileceğini düşünüyor ve ortaya insanları birbirine bağlayan, birbirlerini anlamalarını sağlayan, mesajlarını iletebilen yaratıcı ürünler ortaya çıkıyor.

Alan üzerindeki kontrol ve özgürlük ilişkisinde olduğu gibi, protesto deyince aklımda hep zıtlıklar var çünkü sanırım protestonun doğasında ikilik var. Özellikle nasıl protesto edeceğiz sorusuna cevap verirken. Peki ama nasıl? Sessizce ya da sesli. Güçlü ve zayıf. Taktik ve strateji. İyilik ve kötülük. Var etmek ve yok etmek. Bu ikilikler arasında, Wong’unda dediği gibi, “sanat, protesto eden kişinin insanlığını ve aktivizmini ortaya koyabilmesi için önemli bir araç haline geliyor”[6]. İktidarın somut şiddet yarattığı yerde güzellikle karşılık vermeye çalışıyor. Aslında protesto eden kişi bir anlamda elinde olanı kullanıyor. Protesto eden kişinin elinde ekonomik sermaye yok ve şiddet tekeli devletin elinde. Bu durumda elinde olanı yani kültürel sermayesini kullanıyor, sanatsal üretimde bulunuyor. İnsanı insan yapan bir eylem. Kişi aslında insan kalmaya çalışıyor. Michel de Certeau’nun dediği gibi bunlar gündelik hayatın içinde kullandığımız taktikler, çünkü strateji güçlü olana ait. Taktik ise zayıfın yöntemi. Mücadele yöntemlerimiz farklı. Doğanın her zaman güçlünün yanında olması gibi, zayıf olan her zaman fizik kurallarına aykırı gelerek kendisini göstermek zorunda[7]. Protestoda insanlar derdini sanatsal ve estetik bir şekilde anlatırken aslında sadece konuyla ilgili duyduğu sorunu anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda o sorunun nasıl iletildiği ve o sorunun nasıl dile getirildiğiyle ilgili de mutsuzluğunu ve hoşnutsuzluğunu gösteriyor[8]. Evet bu sorunun varlığından mutsuzum ama bu sorunun nasıl ifade edildiğinden de rahatsızlık duyuyorum demek gibi. Peki bu ikiliklerin geriliminden başka bir şey doğar mı?

Ağlamak, gülmek ve sonrasında gitmek gibi. Umut Korkut, bir konuşmasında paylaşmıştı; “rejim gerçeklikle bağlantısını yitirdiğinde, akıllı insanlara kalan gülmek veya ülkeden gitmektir”[9]. Ülkede yaşananlardan, alınan kararlardan, yürürlüğe giren yasalardan mutlu olmayınca ve demokrasinin oy sandıklarında gerçekleşmediğini anlayınca insanlar kendilerini ifade edebilmek ve haklarını talep etmek için bir alan arayışı içine giriyor. Aidan McGarry’in de dediği gibi “siyasetin merkezinde protesto ve sosyal hareketler var: Temsilci demokrasinin halkı pasifleştirme eğilimi nedeniyle demokrasi oy sandıklarından daha çok sokaklarda bulunuyor”[10]. Yeni sosyal hareketlerin ortak bir taktiği olduğunu görüyorum: mizah. İnsanlar üzerlerine biber gazı atılırken veya tazyikli su sıkılırken tüm o irrasyonelliğin arasında gülmeyi tercih ediyorlar. Türkiye’ye baktığımda ise insanların ilk önce gülmeyi tercih ettiğini görüyorum ve sonra sorunlarının değişmediğini. Akıllı insanlara kalan ise gitmek. Bazılarımız gitti ve bazılarımız gitmeye çalışıyor. Umutsuzluğumuzu ne de güzel açıklıyor.

Peki ya imgeler? Protestonun ikili doğasını imgelerde de görebiliriz. Güçlüyle güçsüzün karşılaştığı ve sadece sorunun kendisine değil, sorunun nasıl iletildiğine de tepki gösteren imgeler. Bu görseller, fiziğin doğasına karşı gelerek, protestonun estetiğinde insanları şok eden ya da şaşırtan unsurlar. Protesto imgeleri insanlarda yankı uyandırıyor çünkü çok güçlü ve tutkulu bir şekilde mesajları aktarabiliyor ve daha büyük bir güç karşısında cesareti ve muhalifliği gösterebiliyor[11]. Bunun en çok bilinen örneklerinden birisi Tank Adam.

1989 yılında, Çin hükümeti demokrasi yanlısı gösterileri dağıtmak için öğrenci gösterilerine güvenlik güçleriyle müdahale etti ve binlerce öğrenciyi öldürdü. Ertesi gün elinde alışveriş poşetleriyle, beyaz gömlekli, siyah pantolonlu bir adam şehre girmek için yola çıkmış olan bir dizi tankı durdurmak için yumruğunu havaya kaldırıp elindeki poşetleri sallayarak tankın önünde durdu[12].

Tank Adam

Kimliği bilinmese de korkutucu güç karşısında gerçekleştirdiği bu protesto ve imge, medya aracılığıyla dolaşıma girdi. Aslında tam da doğanın kurallarını uygulamasını beklediğimiz bir anda, güçlünün kazanacağını düşünürken, tank adam fiziğin kurallarına karşı gelerek tankları durdurmayı başardı.

Bir diğer örnek ise Duran Adam. Gezi Parkı Protestosunda Taksim Meydanı’nda AKM binasına, Atatürk posterine ve Türk bayrağına bakarak 8 saat sessizce durdu[13]. Tank Adam’a benzer bir şekilde beyaz gömleği, gri pantolonu, elleri cebinde ve dağılmış üstü başıyla duruyor, anlatmak istediği bir derdi var.

Duran Adam

Aslında sessizliğiyle sorunun nasıl tartışıldığına ve iletildiğine karşı tepkisini koyuyor. West Virginia’da bir protestocunun bahsettiği gibi sessizlik sağır edicidir, sessizlik kelimenin kendisinden daha seslidir[14]. Duran Adam, kendi eylemini herhangi bir insan olarak yaptığı sivil itaatsizlik olarak tanımlıyor[15]. İmgeler aracılığıyla Duran Adam eyleminin başka şehirlere ve ülkelere yayıldığını, protestonun imgeler aracılığıyla iletişim kurduğunu görüyoruz.

Bir başka örnek olarak aklıma 2012 yılında Rusya’nın Barnaul şehrinde gerçekleşen mizahi protesto geliyor. Protestocular özgür bir şekilde barışçıl toplanma ve gösteri hakkının ihlal edilmesini protesto etmek için yaratıcılıklarını ve mizahlarını kullandılar. Protesto etmesi için kendileri yerine meydana pankart tutan oyuncak ayı, lego adam, oyuncak araba ve oyuncak asker bıraktılar[16].

Oyuncaklı Protesto (Fotoğraf: Ivan Krupchik)

Gülünç olan kısmı ise yetkililerin bu duruma ciddiyetle karşılık vermesi ve oyuncakların Rusya vatandaşı olmaması sebebiyle protesto yapamayacağını söylemesiydi[17]. Werner Finck’in dediği gibi, “diğer insanları güldürmeyi başaran herhangi birisi ciddiye alınmalıdır, iktidardaki herkes bunu bilir”[18]. Yaratıcılık ve özellikle mizah, iktidar tarafından bir tehdit olarak algılanıyor ve aslında belki de çok da duyulmayacak yerel bir protestonun sebebine dikkat çekiyor[19]. Mizahın bu anlamda sorunu düzeltmek yerine, sorunsal olanı ortaya koyduğunu, iki anlam yaratarak düzene karşı geldiğini görüyoruz.

Protestonun estetiği kendi gerçekliğimizi anlatabilmemizi sağlıyor ve özgürlüğümüzün simgesi haline geliyor. İnsan olarak kalabilmemiz, sorunumuzu ifade edebilmemiz ve sorunun nasıl tartışıldığına dikkat çekebilmemiz için çok önemli. Gülebilmemiz, talep edebilmemiz, güçlünün karşısında durabilmemiz ve temsilci demokrasinin pasifleştirme eğilimine karşı muhalif sesi duyurabilmemiz için. Tabii bir de ortak değerler ve duygularda buluşabilmemiz için…

Bu yazıyı yazarken beni dinledikleri ve katkı sundukları için Hande Eslen Ziya ve Özhan Yüksel’e teşekkür ederim.


[1] Fitterer, M. (2018). The Free Zone: Artistic Protest in the Umbrella Movement Kacey Wong in Conversation with Marleen Fitterer. In B, Rogger, J. Voegeli & R. Widmer (Eds.), Protest. The Aesthetics of Resistance (s. 370-374). Zurich: Lars Müller Publishers.
[2] Scheller, J. (2018). Keep Calm and Occupy: The Role of Silence, Calm, and Grassroots Efforts in the History of Protest Movements. In B, Rogger, J. Voegeli & R. Widmer (Eds.), Protest. The Aesthetics of Resistance (s. 276-282). Zurich: Lars Müller Publishers.
[3] Fitterer, M. a.g.e. s, 370.
[4] Fitterer, M. a.g.e. s, 370.
[5] Fitterer, M. a.g.e. s, 370.
[6] Fitterer, M. a.g.e. s, 371.
[7] Raemy, D. (2018). A Question of Attitude: The Normative Power of the Weaker. In B, Rogger, J. Voegeli & R. Widmer (Eds.), Protest. The Aesthetics of Resistance (s. 392-395). Zurich: Lars Müller Publishers.
[8] Scheller, J. a.g.e. s, 278.
[9] Korkut, U. (2017). Looking for Truth in Absurdity: Humour as Dissidence Against Authoritarianism.
[10] McGarry, A. (2016, 3 Kasım). Aesthetics of Protest. Erişim adresi: https://www.aestheticsofprotest.com/2016/11/03/aesthetics-of-protest-2/
[11] McGarry, A. a.g.e.
[12] Dunleavy, B. (2019, Nisan 19). Who was the Tank Man of Tiananmen Square? Erişim Adresi: https://www.history.com/news/who-was-the-tank-man-of-tiananmen-square
[13] Girit, S. (2013, Haziran 18). Kimdi peki bu #duranadam? Erişim adresi: https://www.bbc.com/turkce/haberler/2013/06/130618_duranadam_kim
[14] Scheller, J. a.g.e. s, 278.
[15] Girit, S. a.g.e.
[16] BBC News. (2012, 6 Mart). Russia mayor bans election activists’ toy protest. Erişim adresi: https://www.bbc.com/news/world-europe-17049745
[17] O’Flynn, K. (2012, 15 Şubat). Toys cannot hold protest because they are not citizens of Russia, officials rule. Erişim Adresi: https://www.theguardian.com/world/2012/feb/15/toys-protest-not-citizens-russia
[18] Wolfinger, D. & Widmer, R. (2018) Humor as a Bait – Reaction as a Trap: The Power of the Powerful and the Power of Irony. In B, Rogger, J. Voegeli & R. Widmer (Eds.), Protest. The Aesthetics of Resistance (s. 390-392). Zurich: Lars Müller Publishers.
[19] Wolfinger, D. & Widmer, R. a.g.e., s. 390.

Kapak Görseli: Jacob Lawrence, “One of the largest race riots occurred in East St. Louis.” NPR aracılığıyla.

Hacettepe Üniversitesi Kültürel Çalışmalar ve Medya yüksek lisans mezunu. Brighton Üniversitesi'nde protestonun estetiği üzerine çalıştı. Algoritmik kültür, veri etiği ve internet yönetimiyle ilgileniyor.

Yoruma yanıt