Tolga Koçoğlu

Sağanak yağmurun altında, dar ve kıvrımlı bir yolun ortasındayız. Burnuma ıslak çimen kokusu geliyor. Uzun yolun ilerisinde hafif bir sis var, ondan ötesini göremiyorum. Yolun her iki yanındaki çalılar, kapalı ve yağmurlu havada aslında olduklarından daha da koyu görünüyorlar. Yağmur ve esen rüzgârdan üşüyen ellerim bisikletimin gidonunu sıkıca kavrıyor. Dönüp Sena’ya bakıyorum. Bir eli bisikletinin gidonunda, diğer eliyle yüzüne düşen ıslak saçlarını geriye doğru atarken dikkatle önüne bakıyor.Pedalı hep aynı hızda çevirmeye çalışıyorum. Yağmurdan çamurlaşmış toprak buna en büyük engel. V...